Karaçay-Malkar nedir?

   
 


 

 

Ana Sayfa

Karaçay-Malkar nedir?

Karaçay- Malkar Tarihi

Coğrafya

Adetler

Resimler

Dil ve Kültür

Videolar

Ziyaretçi defteri

karaçay tartuvla

karaçay tartuv-1

karacay tartuv2

kartalradyom

 


     
 

Kafkas dağlarının en yüksek zirvesi Elbruz (Mingi Tav) ve çevresindeki yüksek dağlık arazide yaşayan Karaçay-Malkarlılar, tarih boyunca Kafkasya'da hâkimiyet kuran Kimmer, İskit, Hun, Bulgar, Alan, Hazar, Kıpçak gibi proto-Türk ve eski Türk kavimleri ile çeşitli Kafkas halklarının etnik ve sosyo-kültürel bütünleşmesinden ortaya çıkmış bir Kafkasya halkıdır.

Yaşadıkları bölge doğuda Çerek ırmağının kaynak havzasından batıda Laba ırmağının kaynak havzasına kadar uzanan ve Kafkas dağlarının en sarp ve yüksek bölümünü meydana getiren dağlık arazidir.

Karaçaylılar ve Malkarlılar birbirinden farklı etnik kökene, dile, kültüre ve tarihe sahip iki ayrı halk değil, aynı dil, kültür ve tarihi paylaşan bir Türk boyudur. Karaçay ve Malkar adları bu boyun yaşadığı iki coğrafî bölgenin adlarıdır.

Karaçay-Malkar Kafkasya'nın Orta Kafkaslar olarak bilinen merkezî kısmında yer almaktadır. Yalnızca Kafkasya'nın değil, Avrupa'nın da en yüksek dağları Karaçay-Malkar toprakları içindedir. Bunların başlıcaları Mingi Tav (Elbruz 5.642 mt), Dıh Tav (5.203 mt), Koştan Tav (5.145 mt), Uşba, Dombay Ölgen gibi zirvelerdir.

2.200 metreye kadar çam, ladin ve köknar ormanlarıyla kaplı olan Karaçay-Malkar dağlarının daha yukarı kısımlarında otlak ve çayırlar yer alır. 3.000 metreden yukarı kısımlar buzullarla kaplıdır. Bazı vadilerde buzulların 2.000 metreye kadar indiği görülür. Kafkasların en büyük buzulları olan Alibek, Amanavuz, Uzunkol, Ullukam, Tonguzorun, Azav, Bızıngı, Dıhsuv buzulları bu bölgede yer alır.

Kafkasya'nın en büyük ırmakları Mingi Tav (Elbruz) buzullarından doğmaktadır. Bunlardan Hurzuk, Ullu Kam ve Uçkulan ırmakları birleşerek Karaçay'ın Uçkulan köyü yakınlarında Koban (Kuban) adını almaktadır. Karaçay dağlarından doğan Duvut, Teberdi, Arhız, Morh, Zelençuk (İnçik), Laba, Urup ırmakları da Kuban ırmağını beslemektedir. Biyçesın yaylasından doğan Hudes, Calankol, Amankol, İndiş, Mara ırmakları da Kuban ırmağına sağ taraftan (doğu yönünden) karışırlar.

Mingi Tav (Elbruz) buzullarından doğan Malka ve Bashan ırmakları, daha doğudan doğan Çegem, Holam-Bızıngı ve Çerek ırmakları ile beraber Terek ırmağına karışırlar. Karaçay'ın kuzeyindeki Biyçesın yaylasından doğan Kuma (Gum) ırmağı da Hazar denizine dökülür.

Karaçay-Malkar bölgesinin kuzeyindeki düzlüklerde Adigey-Kabardey-Abaza bölgeleri yer alır. Güney kısımları baştan başa Kafkas sıradağları ile kaplıdır ve dağların arkasında Abhazya ve Gürcü-Svanetya bölgeleri ile komşudurlar. Tonguzorun, Mahar, Kluhor, Morh, Sançar adlı dağ geçitleri Karaçay-Malkar'ı Abhazya ve Gürcü-Svanetya bölgelerine bağlar. Doğularında ise Osetya yer almaktadır.

Kendilerine Tavlu (Dağlı) adını veren Karaçay-Malkarlılar, ayrıca kendi aralarında kendilerini yaşadıkları vadilerin adlarına göre Karaçaylılar, Bashanlılar, Çegemliler, Holamlılar, Bızıngılılar ve Malkarlılar olarak çeşitli zümrelere ayrırlar. "Balkar" adı Bashan, Çegem, Holam, Bızıngı ve Malkar vadilerinde yaşayan dağlıları tek bir isim altında toplamak isteyen Sovyet yönetimi tarafından uydurulmuş sunî bir etnik isim ve millet adıdır. Karaçay-Malkarlılar ayrıca kendileri için "Alan" adını kullanır ve birbirlerine "Alan" diye hitap ederler.

Karaçay-Malkarlılar günümüze gelene kadar Avrupa ve Rus kaynaklarında çok çeşitli adlarla anılmışlardır.

1404 yılında Kafkasya'da bulunan başpiskopos Johannes de Galonifontibus Karaçaylılara "Kara Çerkesler" adını vermiştir. 1635 yılında A.Lamberti de Karaçaylılara "Kara Çerkes" adını vermiştir (Tavkul 1993:50). Tatarlar da Karaçaylılara "Kara Çerkes" adını verirlerdi.

Karaçay-Malkarlılara kendi dillerinde "Dağlı" anlamına gelen "Kuşha" adını veren Kabardeyler onları yaşadıkları bölgelere göre "Karçaga Kuşha", "Çegem (Şecem) Kuşha" ve "Balkar Kuşha" olarak adlandırırlardı.

19. yüzyıl sonlarında Rus literatüründe Karaçay-Malkarlılar için "Gorskiy Tatar" (Dağlı Tatar), "Gortsı (Dağlı) ve "Dağlı Kabardeyler" adları kullanılırdı.

Kafkas halkları Karaçay-Malkarlılar için değişik etnik isimler kullanmaktadırlar. Adigeler Karaçaylılar için "Karaşey" ve "Kuşha", Abhazlar "Akaraç", Abazalar "Karça", Gürcü-Svanlar "Mukrçay", Osetler "Asi", Gürcü-Megreller "Alani" adlarını kullanırlar. Gürcüler de onlara "Karaçioli" derler. Malkarlılar için Gürcüler "Basiyani", Gürcü-Svanlar "Sabir", Abhazlar "Azuho", Osetler "Asson", Kabardeyler "Balkar" ve "Kuşha" adlarını kullanırlar.

Karaçaylılar "Karaçay" adının efsanevi cedleri "Karça"nın adından geldiğine inanmaktadırlar. Halk arasında yaşayan efsaneye göre, Elbruz dağının doğusundaki Bashan vadisinde yaşamakta olan Karça, burada savaşmak zorunda kaldığı Kabardeylerin baskısı sonucunda, beraberindeki Adurhay, Budyan ve Navruz klanlarıyla birlikte Elbruz dağının batısında yer alan Kuban ırmağının kaynak havzasındaki bölgeye, yani günümüzdeki Karaçay topraklarına göç eder. Karça'nın kabilesine Tram, Hubiy, Özden ve Botaş soyları da katılmıştır. Bu arada, savaştıkları Kabardeylerle aralarında kan davasının sürmemesi için, Kabardey prenslerinin Kaytuk soyunun Tohçuk (Dohşuk) sülalesinden ve yine Kabardeylerin Tambiy sülalesinden iki delikanlı Kafkas geleneklerine uygun olarak Karça'nın kabilesine katılırlar. Bunların soyundan Karaçay'da iki büyük soy ortaya çıkar. Karça adı zamanla değişerek Karaçay şeklini alır.

Karaçaylılar Elbruz dağının batı eteklerinde, Kuban ırmağının kaynak havzasında yer alan Hurzuk, Uçkulan, Kart Curt köyleri ile, daha batıdaki Duvut, Teberdi, Morh, Ishavat, Urup, Laba ırmaklarının yukarı kısımlarında yer alan köylerde yaşarlar. Mara, Cögetey, Zelençuk vadilerinde de Karaçay köyleri yer almaktadır.

Malkarlılar Elbruz dağının doğu eteklerindeki Bashan vadisi ile daha doğuya doğru yer alan Çegem, Holam-Bızıngı ve Malkar (Çerek) vadilerinin yukarı kısımları ile Köndelen, Aksuv, Hasaniya, Kaşha Tav, Karasuv, Gerpegej köylerinde yaşamaktadırlar.

Karaçaylılar hakkında Avrupa kaynaklarındaki ilk bilgiler 1404 yılında Kafkasya'da bulunan Johannes de Galonifontibus'un notlarıdır. Galonifontibus "Kara Çerkesler" adını verdiği Karaçaylılar hakkında şu bilgileri verir:

"Çerkesya ya da Zikia adı verilen ülke, Karadeniz'in arkasındaki dağların eteklerinde uzanır. Burada iki değişik halk yaşar. Yüksek dağların üzerindeki vadilerde yaşayan halk "Kara Çerkesler"dir. Aşağılarda deniz kenarında yaşayanlar ise "Beyaz Çerkesler"dir. Kara Çerkesler'i hiç kimse ziyaret etmez. Onlar da tuz ihtiyaçlarını karşılamanın dışında dağlarını asla terketmezler. Kara Çerkesler'in kendilerine özgü bir dilleri vardır".

1635-1653 yıllarında Kafkasya'da bulunan İtalyan misyoner A.Lamberti Karaçaylılar için şunları yazmaktadır:

"Kafkas'ın kuzey eteklerinde Karaçaylılar (Karaçioli'ler) yada Kara Çerkesler adı verilen halk yaşar. Onlara bu ad yaşadıkları dağlarda gök daima bulutlu ve karanlık olduğundan verilmiştir. Dilleri Türk dilidir, fakat hızlı konuştuklarında anlamak zordur. Beni hayrete düşüren şey, bu kadar garip dilleri konuşan çeşitli milletlerin ortasında Karaçaylılar Türk dilinin saflığını nasıl korumuşlardır? Kafkaslar'ın kuzeyinde eskiden Hun Türkleri yaşamışlardır. Karaçaylılar da Hunlar'ın bir dalıdır. Şimdiye kadar eski dillerini korumuşlardır".

1643 yılında Terek bölgesindeki Rus ordusu komutanı M.İ.Volinskiy yazdığı bir raporda "Malkar" köyleri ve Beştav (Pyatigorsk) yakınlarında yaşamakta olan "Karaçaylı Çerkesler" hakkında bilgi vermektedir.

19. yüzyıl başlarında Kafkasya ve Gürcistan'ı gezen Avrupalı bilimadamı J.Klaproth Karaçaylılarla ilgili şu bilgileri vermektedir:

"Adigeler (Çerkesler) bunlara Karçaga Kuşha derler. Tatarlar ise Kara Çerkes adını verirler. Onlar Kabardeyler'den önce Kabardey'e yerleşmişlerdi. Karaçay adını beyleri Karça'nın adından alırlar. Mingi Tav dedikleri Elbruz dağının kuzey eteklerinde yaşarlar. Karaçaylılar Kafkasya'nın en güzel milletlerindendirler. Beyaz tenleri, siyah gözleri, belirgin güzel hatları ve mükemmel bir vücut yapıları vardır. Göçebe Tatar ve Nogaylar'da görülen basık suratlar, çekik gözler onlarda görülmez. Moğol ırkları ile bir karışımları yoktur. Gürcülere benzerler.

Karaçaylılar komşuları Çerkes (Adige) ve Abazaların aksine, hırsızlık ve dolandırıcılık nedir bilmezler. Cömert ve çalışkandırlar.

Genel olarak Kafkasya'daki en uygar toplum oldukları söylenebilir. Beylerine son derece bağlıdırlar. Fakirlere karşı cömerttirler. Zenginler fakirleri hor görmezler, onlara öküzlerini ödünç verirler.

Bashanlılar Bashan ırmağının yukarı kısımlarında yaşarlar. Çegemliler Çegem ve Şavdan ırmaklarından Bashan'a uzanan yüksek karlı dağlarda yaşarlar. Malkarlılara Kabardeyler Balkar Kuşha, Gürcüler Basiyani derler. Bunlar Çerek, Psigon, Aruvan ırmakları kıyılarında otururlar. Bızıngı da Malkar sayılır. Yüksek yerlerde yaşarlar. Bunlara çok tehlikeli yollardan sonra ulaşılır".

1848 yılında Karaçay'da bulunan Rus tarihçisi G.Tokarev onların etnik kökenlerini Kıpçaklar'a bağlar. Bu konuda Tokarev şunları yazmaktadır:

"Bu topraklarda Komanlar (Kuman-Kıpçaklar) yaşamışlar. Onlar kendi beylerine piramit şeklinde sivri çatılı evler inşa etmişler. Koban (Kuban) ırmağının adı şüphesiz Komanlar'dan kalmıştır. Karaçaylılar Kafkasya'nın en güzel milletlerinden biridir. Bunların yüzleri Tatar, Moğol ve Nogaylarla hiçbir benzerlik göstermez. Karaçaylılar Adige (Çerkes)'lerden önce Kabardey'e yerleşmişlerdir. Kendi ağızlarından Bashan (Baksan)'dan çıktıklarına dair rivayetler dinledim".

1850'li yıllarda Karaçay'da bulunan Rus askerî görevlisi V.Şevstov şunları yazmaktadır:

"Karaçaylılar Elbruz dağının eteğinde, yüksek yerlerde yaşarlar. Sayıları çok olmasa da çok yiğittirler. Kendileri hiçbir zaman düşmana mağlup olmazlar. Onların düşman komşuları Kuban'ın karşı tarafında Başilbiy, Tatar, Abzeh, Şapsığ, Natuhay, Besleney, Ubıh ve Abazalar, sol taraflarında ise Kabardeyler'dir".

1870'li yıllarda Rus idarecisi olarak Karaçay'da bulunan G.Petrov, onlar hakkında şu bilgileri vermektedir:

"Karaçaylılar'ın çoğu orta boylu, sağlam yapılı, esmer, geniş omuzludur. Bütün dağlılarda fark edilen açık, hayat dolu gözleri vardır. Karaçaylılar dağlarından ayrıldıklarında hüzünleniyorlar, solan çiçeklere benziyorlar. Düz yerler onlara çirkin görünüyor".

1890'li yıllarda Karaçay'da bulunan N.Aleksandroviç Ştof, Karaçaylılar'ın müslüman oluşları ile ilgili şu bilgileri vermektedir:

"17. yüzyılın başındaki savaşa kadar Karaçaylılar, derin dağ vadilerinde putperest olarak yaşamışlar. Kırım Hanı Kafkasya'da islam dinini yaymak için iki bölük asker göndermiş. Zelençuk ırmağı kıyısındaki Adige (Çerkes) köylerini islam dinine sokmuşlar. Kuban ırmağının başında ise şimdiye kadar hiç kimseye boyun eğmeyen Karaçaylılar'a rastlamışlar. Yurtlarını, hürriyetlerini korumak için Karaçaylılar "Marca" adlı kutsal putlarından güç alarak düşmanlarına karşı koymuşlar. Kırım Hanı'nın askerleri islamiyeti Karaçay'a zorla kabul ettiremeden geri dönmüşler. İslamiyet ancak 18. yüzyıl sonunda Karaçay'a girmiş".

A.Byhan Karaçaylılar'ın müslüman oluşlarını şöyle yazmaktadır:

"Mezarlıkları taş duvarlarla çevrilidir. Teberdi yöresinde mezarların üzerinde piramit ya da daire biçiminde kalın taşlar vardır. İslamiyet 1782 yılından sonra Karaçaylılar arasında yayılmaya başlamıştır. İslamiyeti benimsemelerine rağmen doğa üstü güçlere inanırlar. Kendilerine göre dağ tanrıları vardır. Eliya bunların en önemlisidir. O'nun şerefine törenler düzenler, dans ederler, kurban keserler. Diğer Kafkas toplumlarında olduğu gibi kutsal ağaçları ve kutsal su kaynakları vardır".

1886 yılında Elbruz dağına tırmanmak için Bashan vadisinin yukarı kısmında yaşayan Karaçay-Malkar soylarından Orusbiy'lerin köylerine gelen Rus araştırmacı S.Davidoviç, Dağlı Kabardeyler adını verdiği Karaçay-Malkar halkı için şunları yazmaktadır:

"Dağ Kabardeyleri dilleri, âdetleri ile ovada yaşayan Kabardeyler'den tamamen başkadırlar. Milletin temiz kalpliliği, derin zekası, soylarının dağılmasına karşı koyuşları örnek alınacak derecededir. Bu tabiat çocukları ne kadar sağlıklı ve güzel bir millettir".

Sovyetler Birliği döneminde ikiye ayırılan Karaçay-Malkar halkı Kafkasya'da yer alan Karaçay-Çerkes Özerk Bölgesi ve Kabardin-Balkar Özerk Cumhuriyeti sınırları içinde yaşamaktaydı. Günümüzde Karaçaylılar Rusya Federasyonuna bağlı Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde, Malkarlılar ise Kabardin-Balkar Cumhuriyetinde yaşamaktadırlar. Karaçaylılar yaklaşık 180 bin kişilik bir nüfusa sahip iken, Malkarlıların nüfusu da 100 bine yakındır.

Karaçay-Malkarlılar Kafkasya dışında, 1943-1944 yıllarında sürgüne gönderildikleri Orta Asya'da, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'da yaklaşık 20 bin kişilik bir nüfusa sahiptirler. 1886 ve 1905 yıllarında Türkiye'ye göç eden Karaçay-Malkarlılar da Türkiye'de yaklaşık 20 bin kişidirler. Bunun dışında, Suriye'de Şam civarında 1500, Amerika Birleşik Devletlerinde de yaklaşık 5 bin Karaçay-Malkarlı yaşamaktadır.

Mutlu Karaçay Türkleri

(benim soyum ) )


Siyasi bir haritaya baktığımızda Türk kimliğini ve karakterlerini okumanın zor olmadığı görülmektedir. Pasifik ten, Fransa'ya kadar Türklerin fetih hareketinden kurtulabilmiş pek fazla millet bulunmamaktadır. Bu ayda Kafkasya'nın Elbruz kendi deyimleriyle Mingi Tav eteklerinde yaşayan bir Türk topluluğunu, göçü, gelenek ve göreneklerini inceleyeceğiz. Bu ay Konya'nın Sarayönü ilçesine bağlı Başhöyük beldesine, Karaçay Türklerine misafir olduk. Öncelikle Karaçaylar ve dolayısıyla Malkarların etnik durumuna hem bilimsel hemde mitolojik açıdan bakmayı uygun gördük.
Mitolojideki hikâyesi:
Karaçaylılar koban nehrinin doğduğu Elbrus dağının yüksek yerlerinde yaşamaktaydılar. Aralarında ise “Karça” isimli topluluğun beyi yaşamaktaydı. Karça kavimine emir vererek kati suretler koban nehrine orada yaşadıklarını gösteren bir delil bırakılmamasını söyler. Köyde yaşam devam ederken aralarından biri birgün ağaçtan yeni kesilmiş yuvarlamayı suya düşürmüş. Nehrin aşağılarında ise kalabalık nüfuslarıyla Kabartı Çerkezleri (Kabardey) yaşamaktaymış. Bu kabardeylerin “kaykuta” isimli bir beyleri varmış. O sıralar zaten şüphelenen kaykuta koban nehrine, nehre düşenleri toplayıp getirmesi için bir nöbetçi tutmuştu. Nöbetçide nehire düşen yuvarlamayı alıp kaykuta'ya götürmüş. Kaykuta yuvarlamayı görünce adamlarınıda alarak koban nehrini takip eder elbrus'un yüksek yaylalarında karça ve halkını bulmuş. Kaykuta halka seslenerek ülkenin ve dağların sahibinin kendisinin olduğunu söylemiş ve onlardan vergi istemiş. Karça ve halkı ise hane başına birer tosun vermeyi kabul etmişler. Yıllar bu şekilde akmaya devam etmiş. Bir süre sonra karça ve kavimi için vergi ağır gelmeye başlar ve gururlarını rencide etmeye başlar. Bu vergiyi bundan sonra vermeyelim diye karar alırlar. O zamana kadar her yıl kaykuta'nın 40 adamı köye gelip ertesi günde tosunları alıp köyü terk ederlermiş. Vergi zamanı gelmiş ve 40 kabardey asker köye gelmiş. Karça halkı ise karar gereği evlerine birer birer misafir olan 40 askeri öldürüp sabah namazı karça'ya bildireceklermiş. 39 misafiri kesip öldürmüşler ancak içlerinden Adurhay isimli kişiyi kan tuttuğu için kesememiş. Karça beylerine sonuncuyu da bulup kesmeleri için emir vermiş. Onlarda 40. yı bulup kesmişler. Bu olaydan sonra hala karçaylılar arasında söylenmekte olan bir söz ortaya çıkar “ kan körse ölü ketgen adurhay “. Bu olaydan sonra karça ve kavimi koban nehrinin yukarısında çoğalıp Karaçay halkının atalarını oluştururlar.
Bilimsel yaklaşımı ise;
Kimi kayıtlara göre kavimler göçünden 150 yıl önce bu bölgeye yerleşen Bulgarlar, kavimler göçüyle gelen hunlar ve daha sonra bölgede tam hâkimiyet kuran Kıpçakların binlerce yıl sonra etnik etkileşiminden doğmuş bir boy olduğunu ileri sürer. Karaçay – Malkar Türklerinin etnik oluşumunu Xlll - XlV y.y. da tamamladığı varsayılmaktadır. Kimi kayıtlar ön Kafkasyalı hun Bulgarların burcan köyü Karaçay Malkar halkının tarihsel ataları olduğunu işaret etmektedir.
Kafkasya'da egemenliği Ruslara kaptıran ve yenilen imam şamil ve Kafkasya milletlerinde İslam ülkelerine hicret isteği baş göstermişti. Karaçay Türkleride bunlardan biridir. Karaçay Türkleri hem dini inançları açısından hem de sosyo-ekonomik açıdan hicrete karar verdiler. 1905 yılında hicrete başlamışlardır. Ramazan bayramının 1. gününde başlayan göç Sultan Abdülhamid2in Anadolu'yu Türkleştirme politikaları açısından iyi bir gelişmedir. 1000 hanelik göç grubundan 500 hanesi 1905 yılından Sultan tarafından yaptırılan baş höyük
Evlerine yerleştirilir. Kısa zaman içinde de bu çalışkan insanlar bölge ekonomisinin canlanmasını sağlarlar. Rus vahşetinden henüz kurtulmuşken Osmanlının ilk girdiği savaşta yani balkan harbinde nefer olup şehitler vermişler. Daha sonrada Çanakkale ve kurtuluş savaşlarında şehitler vermişler, gazi olmuşlar. Böylelikle milli mücadelede aktif rol almışlar. 1957 de başta Amerika olmak üzere Avrupa'nın pek çok ülkesinde çalışan, okuyan ve yaşamlarını sürdüren Başhöyüklüler yazları kasabalarında buluşuyor. Gittikleri yerlerde de birlikte yaşamaya özen gösteren Karaçaylılar geleneklerini mümkün mertebe korumaya çalışarak gelmişler.
Günümüze kadar devam eden korunan adetlerinin biri nakırdadır. Karaçay kız ve erkekleri düğünlerde, toplantılarda birlikte bulunurlar. Bu toplanmalar gençlerin birbirini tanıma fırsatı bulur. Bu toplantılar aynı zamanda geleneklerini öğrenme açısından önem arzeder. Bütün toplantılarda Karaçay geleneklerini iyi bilen ve hatırı sayılan “tamada” bulunur. Aynı sülaleden veya kabileden olan kişiler arasında kesinlikle nakırda yasaktır.
Nakırda yani karşılıklı sohbet iyi geçerse arkadaşlık başlar. Erkek arkadaşlarını alarak kızın evine gider. Kız da arkadaşlarıyla evde hazır bulunur. Burada eğer karşılıklı anlaşırlarsa ve evlenmeye karar verirlerse ,,,,,,,, Daha sonra hediyeleşme faslı başlar. Evlenme zamanında ise ailelere bildirilir. Anne ve baba da uygun görürse evlilik gerçekleşir. Aile büyüklerinden izin alınamayan durumlarda kız kaçırılır. Kız kaçırma olayı olsa dahi bütün takıları ve düğünü yapılır. Karaçaylılar genelde kendi içlerinde evlenirler.
Karaçay mutfağı hıçın, kak, kaşık, börek, çörme, bışlak börek ve carkoy gibi kendine has lezzetli yemekleri ihtiva eder.
Oyunları dansları ise Anadolu halk oyunlarından çok farklı özellikler ve enstrumanlara sahiptir. Kafkasyada yaşayan tüm milletler binlerce yıllık beraber yaşamdan sonra farklı bir halk dansı üretmişler. Erkek ve kız kıyafetleri de Karaçay halkında tipik Kafkasya özelikleri gösterir. Danslarda erkekler için çeviklik kızlar da zerafet esas alınır. Her toy veya durum için farklı oyunlar oynanır. Vig genelde düğünlerin başlangıcında ve bitişinde oynanan bir seromon çeçen tam bir coşku dansı, lezguka, islamey gibi pek çok farklı dans figürleri düğünlerin vazgeçilmezidir. Akordeon en sık kullanılan enstrumanlardandır.
Kasaba neredeyse Türkiye için örnek kasaba vasfı taşımaktadır. Tahsil düzeyi pek çok şehirden bile üst düzeyde fiziki saflar ise bir kasaba için neredeyse mükemmel bir konumdadır. Kaybolup gitmekten ve geleneklerin dejenere olması kaygısından başka ciddi problemleri olmayan başhöyük yiğit Karaçay Türklerine teşekkür ederiz.

Başka bir kaynak:
Coğrafi konum
Rusya Federasyonu'na bağlı Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti Kafkasya'nın Orta Kafkaslar adı verilen bölümünden batıya uzanan toprakları üzerinde yer alan sarp ve dağlık arazilerden, derin vadiler ve yüksek platolardan oluşur. Geri kalan kısmı ise kuzeydeki bozkır görünümlü geniş düzlüklerle kaplıdır.
Kuban Vadisi'nin orta ve yüksek kesiminde yer alır. Kuzeyinde Rusya (Stavrapol), doğusunda Kabardey-Balkar, güneydoğusunda Gürcistan, güneyinde Abhazya ve batısında ise Rusya ve Adıge bulunmaktadır. Başkenti Çerkesk'tir (115.000). Bu bölgenin toplam nüfusu 422.000'dir. Yüzölçümü ise 14.000 km2'dir.
Siyasi yapı
Daha önce "Özerk Bölge" olarak anılan Karaçay-Çerkes, 1992 Federasyon Anlaşması gereği Cumhuriyet statüsüne yükseltildi. Bölgede etnik ayrımcılık, Kafkasya'daki diğer cumhuriyetlere nazaran azdır. 4 Şubat 1996'da Uluslararası Çerkes Halkları Birliği'nin idari komitesi ve konseyinin toplantısı Abhazya'ya yaptırımlar uygulama kararını protesto etmek için yapıldı. 6 Mart 1996'da cumhuriyetin Cumhuriyetçi Başkanlık konusundaki referandum sonuçlarına dayalı yeni bir anayasal sistem benimsendi. Rusya Federasyonu ile sorumlulukları paylaşma konusunda anlaşma sağlanmıştı. Komünistler, bu muhafazakar bölgede hakim parti olarak kaldılar ve 1995'in sonundaki Federal Parlamento seçimlerinde oyların % 40'ını kazandılar.
Sosyal ve kültürel özellikler
Karaçay-Çerkes toplumu Sünni-Hanefidir. Çerkesler Kafkas dil grubunun Abhaz-Adıge kolundan, Kabardeylere yakın bir dil konuşurken, Karaçayların ana dili Balkarlar gibi Kıpçak grubundandır. Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti'nde 59 bin öğrencinin okuduğu 181 ortaokul, 5100 öğrenciye eğitim veren teknik okul ve 4100 öğrencili bir üniversite bulunmaktadır. Yılda Karaçay dilinde 47 bin, Çerkes dilinde 6.000 kitap basılmaktadır. Karaçay dilinde 139 bin tirajlı 2 dergi, 889 bin tirajlı bir gazete yayınlanmaktadır. Bu bölgede 200 kütüphane, 240 kulüp, çok sayıda müze ve tiyatrolar bulunmaktadır.
Ekonomik durum
Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti bol miktarda iktisadi kaynaklara sahiptir. Kömür, bakır, mermer, çinko vs. çıkarılmaktadır. Sanayi esas itibariyle Çerkesk şehrindedir. Sanayinin % 65'i buradadır. Başlıca sanayi sahaları petro-kimyadır. Gıda maddeleri ve makine üretiminin yanısıra tekstil sektörü güçlüdür. Tarımda en çok bitki üretimi yapılmaktadır. Hububat, şeker pancarı, ayçiçeği, patates çok üretilmektedir. Hayvancılık da oldukça gelişmiştir. Özellikle at yetiştiriciliği çok önem taşımaktadır.

Karaçay - Çerkes Cumhuriyeti
Karaçaylar, Balkarlarla kardeş kavimdir. Bu cumhuriyetteki Karaçaylıların nüfusu 130 bindir. Yani nüfusun % 31 'i. Nüfusun % 42'sini Ruslar, % 10'unu Çerkesler, % 7'sini Abazalar, % 3'ünü Nogaylar, % 7'sini de Ukraynalılar vd. kavimler oluşturmaktadır.
Karaçaylılar 1926 yılından, sürgüne gönderildikleri 1944 yılına kadar kendi özerk bölgelerinde yaşadılar. 1957 yılında affedilerek geri döndükten sonra eski topraklarına yerleştiler. Fakat özerklikleri geri verilmedi. Çerkeslerle birlikte Karaçay-Çerkes Özerk Bölgesi idaresi altına alındılar. Planlı Sovyet-Rus propagandalarıyla, cumhuriyette yaşayan Çerkes, Abaza, Rus ve Ukraynalıların Karaçaylılarla arası açıldı.
Çerkeslerden ayrılıp ayrı cumhuriyet olmak isteyen Karaçaylılar, Camagat adlı bir örgüt kurdular. Bu örgütün önderliğinde toplanan Karaçay Halk Temsilciler Meclisi 17 Kasım 1990 günü bir kongre düzenleyerek Karaçay'ın bağımsızlığını ilan etti. Moskova bu kararı tanımadı. Karaçaylıların bağımsızlık ilanı bölgede bulunan Çerkes, Abaza, Rus ve Ukraynalılarla Karaçaylılar arasında gerginlik meydana getirdi. Ayrıca bölgedeki Abazalar, Karaçaylıların kendileri üzerindeki baskısından rahatsızlıklarını belirtiyorlar. Bölgede tam manasıyla sevgisizlik ve gerginlikler hakim. Etnik grup önderleri akıllı davranmazlarsa bölgeden her an çatışma haberleri gelebilir.>

Öte yandan Karaçaylılar, Balkarların durumunu da yakından takip etmektedir. Meydana gelecek herhangi bir çatışmada Balkarllılarla aynı tepkiyi verecekleri kesin. Bu arada Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’ne komşu Abhazya Cumhuriyeti'nin de, Abazaların durumunu yakından takip ettiğini belirtmeliyiz.

 
 

Bugün 1 ziyaretçi (1 klik) kişi burdaydı!